Duyuru Tarihi: 18.9.2009

 


Değerli Basın Mensupları,

Son birkaç aydır kamuoyunun gündemine de taşınan yaygın ifade; kamu sağlık ve ilaç harcamalarındaki yükselmedir. Bu “sorunun” çözüm yolu, ilaç fiyatlarının düşürülmesi ve kamu kurum iskontolarının artırılması olarak ifade edilmektedir. Türk Eczacıları Birliği olarak bizler, böylesi bir “çözümün” ancak yeni ve büyük sorunların ortaya çıkmasına neden olacağını Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Sayın Sağlık Bakanı ile yaptığımız görüşmeler de dahil olmak üzere tüm platformlarda ısrarla dile getirdik. Ocak ayında yaptığımız üç yıllık protokolle ilaç satım koşulları henüz yeni bağıtlanmış iken; yapılması planlanan herhangi bir düzenlemenin, eczacı karlılığını azaltan bir sonuç doğurmasının kabul edilemeyeceğinin altı çizilmişken, dün akşam yapılan açıklamayla yeniden başa döndük, sarsıldık. Meslek örgütümüz genel politika olarak ilacın bulunabilir ve alınabilir olmasını sağlayan önlemlere karşı değildir. Ancak Mevcut İlaç Fiyat Kararnamesi ile eczacı karlılığı yüzdesel olarak belirlenmekte ve her ciro azalışı eczanelerin karlılığının da azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle eczacıların yaşamlarını sürdürebilmek için daha fazla ilaç fiyat indirimine tahammülü yoktur. Bu gerçek, ilaç ve sağlık alanının, başta kamu olmak üzere her paydaşı tarafından bilinmektedir.

Ancak, dün akşam Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından yapılan açıklamada, ilaç fiyatlarının düşürülmesinin ve böylece ciddi bir oranda tasarruf sağlanmasının planlandığı ifade edilmiştir. Sayın Bakan’ın, eşdeğer ve referans ilaçların yüzde 60 bandına çekilmesi yönündeki net açıklaması ve eşdeğeri olmayan ilaçlarda yüzde 11 kamu kurum iskontosunun yüzde 25’e yükseltilmesine yönelik yapılan çalışmalar, bizleri çok büyük bir endişeye sevk etmektedir. Bu ciddi tasarruf, çok kısa sürede 10.000 eczanenin kapısına kilit vurulması; sonrasında da tüm eczanelerin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması anlamına gelmektedir. Eczacılar zaten ekonomik krize ve sağlıkta tasarrufun getirdiği yüke hep birlikte dayanabilmek için çok zorlu bir mücadele vermektedir. Sayın Bakan, “sağlık hizmetinin kapsamı, niteliği ve erişimi ile ilgili herhangi bir kısıtlama yapmayı düşünmediklerini” ifade etmiş olsa da, böylesi bir fiyat indirimi, çeşitli ilaçların piyasaya sürülmesinde, dolayısıyla hastaların ilaca ulaşmasında ciddi bir engel oluşturacaktır. Aynı zamanda, eczanelerin kapanması da zaten hastanın ilaca ulaşamaması anlamını taşımaktadır. Zira, birinci aşamada kapanacak eczanelerin önemli bir kısmı esas olarak belde ve kasabalarda tek başına tutunmaya çalışan eczanelerle, büyük şehirlerimizdeki düşük cirolu semt eczaneleridir. Hayata geçirilmesi planlanan bu uygulamalar sağlık alanına yapılmış en radikal müdahale olarak büyük bir kaosa yol açacaktır. Eczanelerin varlığını sürdürmesinin, eczacı karlılığının ilaç fiyatlarından belirli bir oranda bağımsızlaştırılması, verilen hizmetin değerinin ve karşılığının tanımlanması, eczacıyı salt bir tacir olarak gören yaklaşımların terk edildiği bir sürecin başlatılması, karşı karşıya olduğumuz büyük tehdidin bertaraf edilmesi için kaçınılmazdır.Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti olağanüstü toplanarak, konuyla ilgili değerlendirmelerini yapmış, tüm bürokrat ve Bakanlara acil randevu talebini iletmiştir. İlk görüşme bugün öğle saatlerinde Sağlık Bakanımızla İstanbul’da gerçekleştirilecektir.

Biz Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ve aşağıda imzası bulunan Türkiye’deki tüm eczacı odalarının başkanları olarak, eczacılık mesleğini yok etmeye neden olacak ve insanlarımızı ilaçsız bırakacak bu süreci tersine çevirmek konusunda kararlılığımızı göstereceğiz. Feda edecek tek bir eczanemiz bile yok! <