Duyuru Tarihi: 20.1.2015

Sayın Şeref Oğuz,


Sabah Gazetesi’nin 18.01.2014 tarihli sayısında yer alan Öneri-Yorum köşenizde mesleklerde son dönemde yaşanan dönüşümü aktarırken, “Peki ya para üstü verebilmek için 5 yıl okula giden eczacılık öğrencileri?” şeklinde bir ifade kullanmışsınız. Eczacıların meslek örgütünün Başkanı olarak, bu yaklaşımınızı hayret ve esefle karşıladığımı bilmenizi isterim.


Eczacıyı bizler, sağlık sisteminin giriş kapısı ve son halkası olarak tanımlamaktayız. Hasta, herhangi bir rahatsızlığı olduğunda hiç olmazsa hangi doktora gideceğini öğrenmek için eczacıya gelir, çünkü eczacı bu hizmeti hastaya ücretsiz ve doğru olarak sağlar. Hasta kullandığı reçeteli ilacın bir yan etkisini gördüğünde ya da ilacın işe yaramadığını düşündüğünde eczacıya gelir, çünkü hastalarımız bu eczacının uzmanlık alanıdır ve en doğru tavsiyeyi eczacıdan ücretsiz olarak alabileceğini bilir. Hekim el ile hazırlanan (majistral) bir ilaç reçete ettiğinde, hasta eczacıya gelir ve eczacının beş yıllık diplomasının kendisine verdiği yetki ve donanım ile laboratuvarında hastanın ilacını hazırlar.


Hastaların yönlendirilmesi, ilaç kullanımları, ilaç-ilaç etkileşimlerinin takip edilmesi, majistral ilaçların hazırlanması gibi mesleğe doğrudan içkin konular dışında, eczacı hasta takip programları çerçevesinde tüm dünyada ve çok yakında Türkiye’de de tansiyon takibi, astım hastalarının ilaç kullanımı, evsel ilaç atıklarının toplanması, diyabet yönetimi, sigara bırakma danışmanlığı gibi çok sayıda yeni alanda çalışmaktadır.


Ancak bütün bunların ötesinde, unutmamak gerekir ki, o ambalajlanmış ilaçları sadece hastaya verenler değil, onları yapanlar da beş yıllık eczacılık fakültelerinden mezun olan eczacılardır. Eczacılar önümüzdeki yirmi yıllık süreçte kişiye özgü ilaç tedavisinin gelişmesiyle, bireylerin tedavi seçenekleri açısından değerlendirildiği ekibin de en önemli parçası olarak kalmaya devam edecektir.


Diğer yandan; örneğin Roy Morgan ve Gallup gibi şirketlerin yaptırdığı araştırmalarda eczacılık, 2014 yılında hemşirelerden sonra en güvenilir ikinci meslek grubu olarak seçilmiştir. Bizim yaptığımız araştırmalarda da toplum eczacıyı “sağlık ekibinin bir parçası” olarak görmektedir, nitekim eczacılık yasa ve yönetmeliklerimiz gereği de, birinci basamak sağlık çalışanıdır.


Bütün bu noktaları görmezden gelip bir sağlık meslek grubunu “para üzeri verme” işlevi ile sınırlı gören bakış açınızın gerçeği yansıtmadığı, bunun da ötesinde eczacılığı rencide edici olduğunu ve tüm eczacılardan özür dilemeniz gerektiğini düşünüyorum.

 

ECZ. ERDOĞAN ÇOLAK

TEB BAŞKANI