Duyuru Tarihi: 28.12.2009



Değerli Meslektaşlarımız,

4 Aralık’ta hep birlikte gerçekleştirdiğimiz uyarı eyleminden sonra, 16 Aralık günü SGK Birliğimizle imzaladığı üç yıllık sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmişti. Bu durumda, 16 Ocak 2010 gününe kadar yeni bir sözleşme imzalanmazsa 16 Ocak gününde faturalı yaşama geçilecektir. Bu sürede, eczacıların örgütlü gücü bir kez daha sınanacak ve tek tek sözleşme imzalayan meslektaşlarımızın sayısının yeterli olup olmadığına bakılacaktır.
Geçtiğimiz süre içinde, Birliğimize gelen ve halen de gelmeye devam eden 23.000’in üzerindeki dilekçe, SGK’nın 16 Ocak gününe kadar sözleşme imzalayacak eczane bulamayacağını göstermektedir. Çünkü meslektaşlarımız Birliği ve odaları devreden çıkartan bir sistemin yavaş ve acılı bir ölüme razı olmak olduğunu çok iyi bilmektedir.
Buna direnmenin tek yolununsa birlikte ve Birliğimiz çatısı altında bir mücadele olduğunun da farkındadırlar.

SGK da 16 Ocak’tan sonra yeterli sayıda eczane bulamayacağını fark etmiştir. Bu nedenle, eczacılarımızı bireysel sözleşme imzalamaya ikna etmek için, yine “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” senaryoları dillerde dolanmaya başlamıştır. Sayın Başbakan’ın “16 Ocak’a kadar eczacılar tek tek sözleşme imzalamazsa ilaçların marketlerde satılmaya başlanacağı” yönündeki söylemini de bu çerçevede ilgili bürokratların yanlış yönlendirmesi sonucu olduğunu değerlendirmekteyiz. Eczacıların bugüne kadar karşı çıktıkları ne varsa hepsinin 16 Ocak’a kadar tek tek önümüze getirileceği, bunun eczacıları tek tek sözleşme imzalamaya zorlamak için yapıldığı kanaati taşımaktayız.

İlaçların marketlerden satılması, ilk etapta OTC grubu, reçetesiz olarak Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat almış ilaçların eczane dışına çıkartılması anlamını taşımaktadır. İlaçların marketlerden satılmasının bir adım sonrası, ilaçta reklâmın serbest bırakılmasıdır. Bunun da gereksiz ilaç tüketimini pompalayan bir strateji olduğu, dolayısıyla buna bağlı sağlık zararlarına neden olduğu tüm dünyada bilinmektedir. ABD modelinde, son adım, reçeteli ilaçların da marketlerden, markette çalışan eczacılar tarafından satılmasıdır. Bu, tüm Avrupa’da güçlenen karşı eğilimi tersine çevirmek, geçtiğimiz Nisan ayında Avrupa Adalet Divanı’nın aldığı “eczanenin sahibi eczacıdır” yönündeki “etik eczane modeli”ni destekleyen karardakinin aksine, “ticari eczane modelini” hayata geçirmektir.

Tüm dünyada, gerek tezgâh üstü ilaçların (OTC) eczane dışında satılmasına, gerekse de eczanelerin şirketleşmesine ilişkin ciddi bir geri dönüş yaşanmaktadır. Çünkü bu sistem, hem ilaç tüketimini körüklemekte, hem de hastalıkların kamuya maliyetini artırmaktadır.

İlaçların eczane dışına çıkartılması girişiminin Türk Eczacıları Birliği ve SGK arasında yapılacak bir sözleşmeyle hiçbir ilgisi olmadığı gibi, ilaç krizini çözmeye de herhangi bir katkısı olmayacaktır. Böyle bir girişimin gerçekleşeceğine ilişkin belirtiler kuvvetlenirse, bu potansiyel tehdit gerçekleşmeye doğru yönelirse, hem meslektaşlarımız hem de Birliğimiz kuşkusuz bunu doğrudan mesleğe yapılmış bir saldırı olarak algılayacak ve etki-tepki mekanizması içinde gereken yanıtı gerektiği gibi ve en hızlı biçimde üretecektir. Bu konudaki tüm girişimler Birliğimiz tarafından dikkatle takip