Duyuru Tarihi: 5.4.2012

 

 

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın 1 Nisan 2012 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan “Bitkisel İlaçlar Öldürebilir” başlıklı yazısına cevaben, gönderdiğimiz yazı aşağıda bilgilerinize sunulmuştur;

05.04.2012


Sayın
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta,
Sözcü Gazetesi


1 Nisan 2012 tarihinde Sözcü Gazetesi’nde yayımlanan “Bitkisel İlaçlar Öldürebilir” başlıklı yazınızı, halk sağlığı açısından en büyük çekincemiz olduğu ve sürekli ilgili konuya dikkat çektiğimiz için ilk bakışta umut verici bulurken, yazının ortalarında biz eczacılara yönelik sarf ettiğiniz “Sağlık Bakanlığı’nın bitkisel ilaçların sadece eczanelerde satılması kararı çok doğru da, eczacılar bu konuda yeterli bilgiye sahip değiller ki!” şeklindeki açıklamanızı ve bitkisel ilaçlar konusundaki değerlendirmelerinizi görünce adeta büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Görüşlerinize katılmadığım hususları aşağıda şu şekilde özetledim;


Bitkisel ilaç kavramı 1983 yılından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamaları içinde yer almaktadır. Bu ise bitkisel ürünlerin belli kurallar içinde tedavide kullanılabileceği anlamına gelmektedir.  Halk arasında bitkisel ürünlerin doğal olması sebebiyle sanki hiçbir zararı yokmuş gibi yanlış bir inancın hakim olduğu tüm sağlık birimleri tarafından bilinmektedir. Ancak aktivitesi olan her maddenin toksik etkisinin de olduğu kabul edilmelidir.


Tıp doktorları eğitimleri sırasında bitkisel ilaçlar ve bitkisel ilaçlarla tedavi konusunda eğitim almamakla birlikte, bu tür bilgilere meslek hayatı süresince ya kitaplar aracılığıyla ya kurs gibi programlara katılarak ya da interneti takip ederek sahip olmaktadırlar. Eczacıların lisans eğitimi ise YÖK tarafından kabul edilmiş standart bir eğitim sistemidir ve her Üniversitede benzer biçimde yürütülmektedir. Verilen eğitimde alternatif tıp ile ilgili bilgiler yer almamaktadır.


Güvenli ve akılcı ilaç kullanımı, farmasötik bakım konusunda tedavide ve koruyucu hekimlikte ciddi bir donanıma sahip eczacı, mezun olduğu zaman tıbbi bitkiler hakkında da çok ciddi bilgi ve deneyim sahibidir. 5 yıllık lisans eğitimlerinde verilen Farmasötik Botanik, Farmakognozi ve Fitoterapi derslerinde tıbbi bitkiler ve içerikleri detaylı olarak incelenmekte ve dersler teorik ve deneysel olarak verilmektedir.


Ayrıca ilaç özellikli doğal maddeler diğer mesleki derslerin içinde de yer almaktadır. Ayrıca tıbbi bitkilerden ilaç olarak yararlanılacak ise özel hazırlanma şekilleri olduğunu da bilmektedir.


Tıbbi bitkilerin farmakolojik aktiviteleri birçok bilim adamı tarafından araştırılmıştır. Gelişmiş bilimin ve teknolojinin olanaklarıyla yapılan bu çalışmalar in vitro, in vivo ve klinik çalışmaları kapsamakta ve veriler bilimsel dergilerde yayınlanmaktadır. Bu nedenle tıbbi bitkileri “ot çöp” demek ve ‘’etkilerinin bilimsel çalışmalara değil sadece gözleme dayanmakta’’ şeklinde değerlendirmek büyük haksızlıktır. Kaldı ki, bugün kullandığımız aspirinden kortizona kadar birçok ilaç bitkilerde yapılan bilimsel çalışmalar ile bulunmuştur.

Öte yandan, bitkisel ilaçların ilaç olarak kullanılabilmesi konusunda otoritelerce hazırlanmış Farmakopeler ve monograf kitapları bulunmaktadır. Türkçe ve yabancı dilde hazırlanmış bu kitaplarda tıbbi bitkiler bilimsel adı, morfolojik ve mikroskobik özellikleri, kimyasal yapıları, aktif bileşikleri, etkili maddelerin farmakolojik aktiviteleri, bitki ve etken maddelerinin kullanılışı ve varsa preparatları literatür bilgileri ile yer almaktadır.  Eczacılar ilaç olarak tıbbi bitkiler hakkında el kitabı sayılacak bu kaynakları halk sağlığı yönünden değerlendirecek altyapıya sahiptir. Eczacıların bu alanda bilgisiz olarak değerlendirmenizin gerçek dışı ve amacı aşan bir ifade olduğunu düşünmekteyim. Yine de eczacıların lisansüstü ve meslek içi eğitimlerle tıbbi bitkilerin sağlıkta kullanılması konusunda mevcut bilgilerini güncellemek için programlar yürütmektedir.


Türk Eczacıları Birliği olarak, tıbbi bitkilerin eczacılar tarafından ve sadece eczanelerde satılması konusunda Sağlık ve Tarım Bakanlığı’na baskı yapmakta; aktar ya da internetten satışların engellenmesine çalışmaktayız. Bizler, bitkisel kökenli ilaçların kullanılmamasını önermenin doğru olmayacağını düşünmekle birlikte; tıbbi bitkilerin ilaç standardına uygun olarak hazırlanmasını ve uzmanlarca önerilecek şekilde kullanılmasını önermekteyiz.


Uzmanlık alanları bitki olan biz eczacıların, halk gözündeki güvenilirliğini zedeleyebilecek yazınızın bir kez daha tekrarlanmayacağını temenni ederek, verdiğimiz bu bilgilerin bundan sonra kaleme alacağınız yazılarınızda size ışık tutacağını ümit ediyorum.


             Saygılarımla,
   Uzm. Ecz. Harun KIZILAY
          TEB Genel Sekreteri