Duyuru Tarihi: 26.1.2009




Mesleğimiz, özellikle 2005 yılından beri hayata geçirilmeye çalışılan Sağlıkta Dönüşüm Programı ve sağlık alanındaki politik tercihlerin değişmeye başlaması ile oldukça sıkıntılı bir sürece girmiştir. Bizler hizmet sunduğumuz nüfusun büyümesi ile beraber başlayan bu süreçte halk sağlığını korumak adına önemli fedakarlıklarda bulunmuş bir mesleğin temsilcileri olarak, 2008 yılı Protokol görüşmeleri sürecinde; özellikle 8.000’den fazla eczanemizin kapanma noktasında olduğu ve eczacıların sağlık hizmeti sunamaz konuma düşürüldüğü gerçeğinden hareketle, kararlı bir mücadele başlattık.

Bu mücadelenin temelinde sağlık hizmeti sunumunun var olan koşullar altında bütünlüklü olarak sürdürülemeyeceği; dahası eczacıların birer sağlık danışmanı olarak onurlarını ve geleceklerini korumak adına daha fazla dayanacak güçlerinin kalmadığı gerçeği bulunmaktaydı.

Bizler 2008 yılı Protokol görüşmeleri sürecinin en başından itibaren varolan sorunları çözmek için kararlı bir mücadele başlatmışken, sorunların çözümü bir yana; yepyeni sorun alanları oluşturulmuştur. 6197 sayılı yasamızda yapılması planlanan değişiklikle eczacı-eczacı ortaklığının gündeme getirilmesi zincir eczanelerin önünü açacağı ve mesleğimizin geleceği için açık bir tehdit oluşturacağı için, sürdürdüğümüz mücadelenin birincil gündem maddesi haline gelmişti.

Diğer yandan 2008 yılı Temmuz Protokolü görüşmeleri ertesinde yayınlanan 2008 SUT ve diğer tek taraflı uygulamalar birçok başka ciddi sorunları gündeme getirmiştir:

¦Türk Eczacıları Birliği’nin Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme yapma yetkisi Sağlık Uygulama Tebliği’nden (SUT) çıkarılmıştır,
¦SUT’da yapılan düzenleme ile eczacılık mesleğinin sağlık danışmanlığı vasfı dışlanarak,  eczacılar tedarikçi konumunda tanımlanmıştır,
¦Özel hastanelerde yapılan muayene işlemlerinin katkı payının tahsilat işlemi de eczanelere yüklenmiştir,
¦Günübirlik tedavi uygulaması adı altında özel sağlık kurum ve kuruluşları yatan hastalara ilaç sağlamak amacıyla kurulmuş eczanelerinden ayaktan tedavide ilaç vermeye başlamış, bunu önemli bir gelir kalemi haline getirmiştir. Bu uygulama fiili olarak ilaç hizmetinin eczane dışına itilmesine neden olmuştur,
¦2008 Yılı Protokolünde uzun uğraşlar sonucunda çözüme kavuşturulmuş olan endikasyon uyumunun aranacağı durumlar, reçete iadesi gibi pek çok konu SUT ile değiştirilmiş, iyileştirme öncesindeki haline getirilmiştir.

Bu yakıcı sorunlar karşısında eczacı odalarımızdan ve üyelerimizden aldığımız destek ile sorunları bütünlüklü bir biçimde çözmek amacıyla yeni ve güçlü bir eylemlilik sürecini birlikte ördük.

Bu süreçte temel hedefimiz eczacının sağlık hizmeti sunumundaki vazgeçilmezliğinin altını çizmek olmuştur. Bu amaçla çeşitli düzeylerde sürdürdüğümüz haklı ve direngen mücadelemizde önemli kazanımlar elde ettiğimiz bir aşamada, 2009 yılı Protokolü imzalanmıştır.

Bu kazanımların en önemlisi elbette ki Türk Eczacıları Birliği’nin mesleği ilgilendiren her konuda tek ve gerçek muhatap olduğu gerçeğinin kabul edilmesi, buna ilişkin gerekli düzenlemelerin yapılmasıdır. Diğer yandan 21 Aralık’ta gerçekleştirdiğimiz görkemli mitingimizdeki temel gündem maddelerinden biri olan eczacı-eczacı ortaklığı konusunun tamamen gündemden kaldırılması ve bunun en yetkili kişiler tarafından kamuoyuna açıklanması mücadelemizin gücü ile