Duyuru Tarihi: 26.3.2009



Serbest eczacılar halk sağlığına hizmet etme bilinci içindeyken işletmesinin geleceğini de planlamak zorundadır. Bilindiği üzere, serbest eczacılar, toplum sağlığının korunmasında ve geliştirilmesinde ciddi katkılar sunan ve sunmaya devam edecek olan sağlık çalışanlarıdır. Bu katkıları sunabilmelerinin anahtarı, eczanelerinin ticari olarak varlıklarını devam ettirebilmelerine bağlıdır.

Bir eczanenin ticari sürdürülebilirliğini belirleyen en önemli bileşenler ilaç alım koşulları ve ilaç bedellerinin geri ödeme koşullarıdır. Bu kanalın bir ucunda kamu, diğer ucunda sanayi bulunmaktadır.

İlaç dağıtım kanalları ve bu kanal vasıtasıyla üretmiş/ithal etmiş oldukları farmasötik ürünleri eczanelere ulaştıran ilaç firmaları uzunca bir süredir ilaç alım koşullarında eczanelerin ticari sürdürülebilirliliklerini tehdit eden uygulamaları hayata geçirmektedir. İlaçta durum -1- başlıklı duyurumuzda,

Türkiye’de en çok satılan 100 ürünün;
• Pazar payının % 34,82 olduğu,
• 57 tanesinin ticari iskontosunun “0” olduğu,
• 28 tanesinin vade süresinin 60 gün ve altında olduğu
Bilgileri paylaşılmıştı.

Bu ilk 100 ürün üzerinden devam edersek, IMS verilerine göre;
• 18.306.755.777,00 TL’lik Türkiye ilaç pazarının, 6.373.729.013,00 TL’lik kısmını bu ilk 100 ürün oluşturmaktadır.
• İskontosu “0” olan 57 tane ürünün, cirosu 3.640.194.052,00 TL
• İskontosu “3,5” olan 6 tane ürünün, cirosu 543.680.706,00 TL
• İskontosu “7” olan 38 tane ürünün, cirosu 2.189.854.255,00 TL’dir.

Ekteki tablodan da görüleceği üzere, Türkiye ilaç pazarında en çok satılan 100 farmasötik ürünün üreticileri/ithalatçıları ilaç alım koşullarında gözle görünür bir şekilde, önemli değişiklikler yapmışlardır. Özellikle vade oranlarının düşürülmesi ve ticari ıskontoların ‘0’’a çekilmesi gibi önemli düzenlemeler, ilaç alımlarında, serbest eczaneleri önemli kayıplara uğratmaktadır. Üretici firmaların ve dağıtım kanallarının, bu, yeni uygulamalarının ortaya çıkardığı sorunlara yönelik geniş ölçekli çözüm önerileri geliştirilmektedir. Bu çözüm önerileri konusunda, Bölge Eczacı Odaları ile Türk Eczacıları Birliğinin koordineli bir şekilde hareket edebilmesi için bölgesel bilgilendirme toplantılarının sürdürülmesi önem arz etmektedir.

Ayrıca, dikkat çekmeyi istediğimiz bir başka nokta da eşdeğer ilaç konusudur. Bilindiği üzere, eşdeğer ilaçlar; patent süreleri dolan referans ilaçlar ile aynı etken maddeyi içeren, etkinlikleri, biyoeşdeğerlik çalışmaları ile kanıtlanan ilaçlardır ve referans ilaçlara göre %20-%80 (ülkeden ülkeye değişiyor) daha ucuzdur. Referans ilaçlar yerine eşdeğerlerinin tercih edilmesi, Avrupa’da, kamuya 20 Milyar € civarında, Türkiye’de ise son 5 yılda  3.8 Milyar TL tasarruf imkanı sağlamıştır.

İlaç harcamalarının gün geçtikçe artıyor olması nedeniyle kamu ilaç harcamalarında oluşan ciddi artışlardan tasarruf edilmesinin yolu, eşdeğer ilaç kullanımının özendirilmesi ve bu sürece sağlık çalışanı olan serbest eczacılar tarafından etkin bir katılım sağlanmasıdır. Halk sağlığının maliyet-etkin bir yöntem ile korunması ve ulusal kaynakların verimli kullanılması bu şekilde sağlanacaktır. Serbest eczacıların, bu konuda gerekli özeni göstereceğinden ve sahip oldukları sorumlu sağlık çalışanı bilinci ile hareket edeceklerinden kuşkumuz yoktur.